Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Gerçek dost ve sevgili herkesin çıkıp gittiği yerde içeri girendir...

En Entellektüel Fethullah Gülen Seçildi..

 

'YAŞAYAN EN BÜYÜK 100 ENTELEKTÜELİ' ANKETİ SONUÇLANDI. İŞTE ZİRVEDE OLAN 20 ENTELEKTÜEL

Gülen Hocaefendi birinci oldu
Uluslararası ilişkiler alanındaki en seçkin dergilerden Foreign Policy'nin düzenlediği 'Yaşayan En Büyük 100 Entelektüel' anketinde Fethullah Gülen birinci oldu

Derginin seçtiği 100 isme internet kullanıcılarının verdiği oylarla belirlendi.

Derginin yeni çıkan sayısında, anket sonuçlarıyla birlikte, oylamayla ilgili bir değerlendirme de yer aldı. Açıklamada, ankete 500 binden fazla kişinin oy kullandığı ifade edildi. Oy kullananların sayısıyla ilgili olarak 'çığ' benzetmesini kullanan dergi, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu kadar büyük ilgi, seçtiğimiz kadın ve erkeklerin gücü hakkında özel bir şeyi ortaya çıkarıyor. Listeye eklenen aydınlar, fikirlerinin etkisi nedeniyle seçildiler. Fakat 'halk aydını' olmak geniş ve çeşitli kitlelerle iletişim kurma yeteneğine de sahip olmak demektir."

Foreign Policy, listedeki bazı aydınların kişisel internet sitelerini kullanarak, bir kısmının da basın açıklamalarıyla anket hakkında kamuoyunu bilgilendirmeyi tercih ettiğini hatırlattı. Dergi, anketin en etkili biçimde ise Fethullah Gülen ismiyle birlikte tanıtıldığını vurguladı.

Foreign Policy'nin anketinde Türkiye'nin Nobelli yazarı Orhan Pamuk'un da 4. olmayı başardığı görüldü.


İŞTE ZİRVEDE OLAN 20 ENTELEKTÜEL
Yorumsuz Geçme

Asıl Engelliler, Biz Sağlamlar Olmasın..

Asıl Engelliler, Biz Sağlamlar Olmasın..

11.Haz.2008

Üniversite bitmiş, bir öğretmen abinin referansıyla iş teklifi gelmişti. Her ne kadar ailem “dört yıl doğuda okudun, gitme” dese de ikna edip, oniki senedir beni kendine çeken gurbete çıktım..

Okulda ilk günüm..Gördüklerim karşısında başımdan aşağı kaynar sular döküldü sanki. Zıplayanlar, tükürenler, inleyenler, ne yaptığını bilmeyenler, tepinenler, tepinemeyenler…Dışarda engelli bir çocuk gördüğümde içi parçalanan ben, bu çocuklarla iç içe olup haftanın altı günü derse girecektim. “Allah’ım dedim, Sen bana ne olursun sabır ver; ver ki, bu ilçeden kaçıp gitmeyeyim” dedim hep.

Sonra derslere girmeye başladım..Her ders bir kişi, 40-45 dk.

Ve öğrenciler: Kırmızıyı göster diyorum iki renk arasından.. bu, bu diyerek ikisini gösteriyor. Legoları, yap bozları takmasını istiyorum, sadece gözlerime bakıyor Celal.

Ömer daha küçük, 5 yaşında, burnu hep akıyor. Ben siliyorum haliyle. Tek eli biraz sakat, elini beraber yıkıyoruz. Adaşı biraz daha büyük . Çok kez altını ıslatıyor, Nasılsın’a “sadece “iyiyim” diyebiliyor, konuşması işaret diliyle.

İbrahim onbeş yaşında, öğrenme güçlüğü var. “Örtmen, tuvalet” dediğinde ne demek istediğini anlıyorum. Nasılsın’a ancak “başi”(Kürtçe’de iyiyim) diyor. Selçuk ‘un boynuna eskiyen bir elbiseden kestikleri parçayı koymuşlar..salyası akıyor onun için.

Handan onaltısında..kendisini erkek olarak hissediyor. Öğretmen arkadaşa (bayan) aşık olmuş. Renkleri öğreniyor ama bir haftalığına. Yüksel benden iki yaş küçük (22), biraz görme ve öğrenme güçlüğü var. Çok şeyin farkında, ezan okunduğunda hemencik namazını kılmak için izin istiyor. Bu temiz çocuktan dua istiyorum..utanarak..

Ceylan da onbeş’inde. Okuma, yazma yok. Verilen harf ve çizgilerin üzerinden gidiyor sadece. Bazen hikâye kitabını eline alıp okuyormuş gibi yapıyor..hayaline giderek belki.. Geçenlerde salâ veriliyordu. “Biri ölmüş, yazık, yok olacak” dedi. Yok olmadığımızı, tekrar dirileceğimizi, Allah’ın çok büyük olduğunu basitçe anlatmaya çalıştım. Derin düşüncelere daldı, Ne oldu dedim, “büyük olan Allah’ı düşünüyorum” dedi..

Son derste resim boyuyordu, yanlışını düzeltirken “şeytana tüküreyim” dedi. Neden öyle dedin dedim. “Görmüyon mu bana yanlış yaptırdı” dedi.

Özgür bazen özgür olmak için alıp başını gidiyormuş ama eve dönüş yolunu unutuyormuş. Sara hastası, onyedisinde..

Elif, Bahar, Birgül fiziksel yardımla yürüyorlar. Konuşma yok, olan da anlaşılmıyor..gülümsüyor sadece. İsmail’i kucağımda götürüyorum derse, sandalyede zor oturuyor. Başını dik tutmakta zorluk çekiyor. Şekil kartlarından nesneleri gösteriyorum. Bisiklete sıra gelince utanıyorum, kalakalıyorum öylece..Çünkü belki de hiç bi zaman süremeyecek.. bisikleti olsa bile.


Velilerle görüşüyorum arada. “Hoca, oğlum ne zaman yürüyecek, Kızım okuma-yazmayı öğrenecek mi, Çocuğun durumu nasıl, neler yapabiliyor..”vs. soruyorlar. Beklentiniz ne diyorum: “Öğretmen, doktor olacak diyor”..

Ötekisi kabullenemiyor engelli olmasını (hangisi kabulleniyor ki), daha kötüsü var elbet, şükrediyorum yine de, ama diyor, ama hiç olmazsa kendine yeter hale gelse..Susuyorum
Sonraları yüreğim kaldırmaz oldu, konuşamadım velilerle..

Vedat hep –ıhh, -ıhh diye inliyor ders boyu, isteklerini böyle anlatıyor, anlatabiliyor.. Bir başkası.. Adın ne diyorum “bi daha Ahmet”. Nasılsın’a “bi daha nasılsın” diyor. Genelde Kürtçe konuşuyor.

Ceylan ve Cihat otistik, gözleri çekik oluyor bu hastaların.. küçücük yavrular, çok sevimliler ama hiç bi zaman konuşamayacaklar belki.

Fatma yüksek sesle inliyor hep. Ağır engelli..kilo olarak da ağır, destekle sınıfa gidiyoruz. Ayaklarındaki ipler gözüme takılıyor. Evde annesi ev işlerini görmek için bağlıyormuş..yüreğime takılıyor.

…ve diğer öğrenciler…

İlk başta her şey çok zor gelmişti.. Tüm bunları anlıyor muydum? Anlayabiliyor muydum velilerin halini. Ayağım kırılmamıştı ki kırılan ayağın acısını anlayabileyim di mi.. Zamanla duyarsızlaştım, ama yürek sızımı hissedebiliyordum hep.

Allah'ım Benim de engelli çocuğum olursa bir gün? Ve ya sakat kalırsam.. ne yaparım ben..?Daha önce hiç bunu hiç düşünmüş müydü?. Sanki Allah beni sapasağlam yaratmak zorundaydı? Niye kaygılandım ki? Allah'a şükür hiç bir engelim yok. Öyle bir çocuğum da olmaz herhalde. Yani olmaz değil mi? Tüm veliler de mi ilk başta benim gibi düşünüyordu yoksa? Şükretmem gereken çok şey olduğunu elimdekiler alınınca mı öğrenmeliyim? Daha fazla düşünemiyorum, acıtıyor çünkü..

Okuldan ayrıldım dün,
Şimdi çok şey mi öğrendim diyeyim, hiç bişey öğrenemedim mi, bilemiyorum.. Acınacak halde olan, merhamete muhtaç onlar mı ben mi?. Asıl engelli olan kim? Kim göremiyor, duyamıyor..
Engellileri acınası insanlar görüp sadece Özürlüler Günü’nde anlık hatırlayan bizler “bizi bir gün değil, her gün hatırlayın“ nidalarına ne zaman kulak vereceğiz..

Dr.Can
12 Haziran 2008, Perşembe

Not: Karmaşık duygularımı anlatmakta çok zorlandım, yazılacak çok şey vardı, anlatamadım, belki de bütünüyle cesaret edemedim..

Yorumsuz Geçme

6.Türkçe Olimpiyatı..Video-Müzik İNDİR



Her yıl daha çok ülkeden, daha çok Türkçe sevdalısının katıldığı olimpiyatların, bu yıl altıncısı yapılıyor.
Tam 110 ülke 550 çocuk...
Dilleri, dinleri, ırkları farklı ama onlar Türkiye'de, sevgi dili Türkçe ortak paydasında bir araya geldi.


6. Turkce Olimpiyati - Yari Finali (28.05.2008) - By TuGi

http://rapidshare.com/files/118575780/6.Turkce.Olimpiyatlari.Yari.Finalleri.part1.rar
http://rapidshare.com/files/118589690/6.Turkce.Olimpiyatlari.Yari.Finalleri.part2.rar
http://rapidshare.com/files/118603537/6.Turkce.Olimpiyatlari.Yari.Finalleri.part3.rar
http://rapidshare.com/files/118618505/6.Turkce.Olimpiyatlari.Yari.Finalleri.part4.rar
http://rapidshare.com/files/118633692/6.Turkce.Olimpiyatlari.Yari.Finalleri.part5.rar
http://rapidshare.com/files/118648078/6.Turkce.Olimpiyatlari.Yari.Finalleri.part6.rar
http://rapidshare.com/files/118666597/6.Turkce.Olimpiyatlari.Yari.Finalleri.part7.rar

6.Türkçe Olimpiyatı Yarıfinali alternetif fast-load linkleri...

http://www.fast-load.net//index.php?pid=b7b54f405b70dfd552b5eea16356aabb
http://www.fast-load.net//index.php?pid=e83f7c7a79a3f395acdbcde6c58ae1a8
http://www.fast-load.net//index.php?pid=6fe8fe471d4d339663a5e5553fe27ad3
http://www.fast-load.net//index.php?pid=126de08563f655cbe3313fddf6e36682
http://www.fast-load.net//index.php?pid=58052f8b2a4a03ad7549a4ae0965bf19
http://www.fast-load.net//index.php?pid=2edb62675cdf30e407b18990cd8d8e49
http://www.fast-load.net//index.php?pid=740359686837c151c4c9ed194f8ad31e

-FİNAL-

6. Türkçe Olimpiyatı Finali & Ödül Töreni (01.06.2008)

CD-1


http://rapidshare.com/files/119433774/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd1.part1.rar
http://rapidshare.com/files/119441991/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd1.part2.rar
http://rapidshare.com/files/119449493/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd1.part3.rar
http://rapidshare.com/files/119456144/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd1.part4.rar
http://rapidshare.com/files/119462322/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd1.part5.rar
http://rapidshare.com/files/119468820/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd1.part6.rar
http://rapidshare.com/files/119476791/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd1.part7.rar
http://rapidshare.com/files/119485737/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd1.part8.rar

CD-2

http://rapidshare.com/files/119483052/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd2.part1.rar
http://rapidshare.com/files/119486237/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd2.part2.rar
http://rapidshare.com/files/119489908/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd2.part3.rar
http://rapidshare.com/files/119494331/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd2.part4.rar
http://rapidshare.com/files/119499941/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd2.part5.rar
http://rapidshare.com/files/119504875/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd2.part6.rar
http://rapidshare.com/files/119507525/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd2.part7.rar
http://rapidshare.com/files/119507582/6.Turkce.Olimpiyadi.Finali.20080601.cd2.part8.rar

CD-2 Fast load linkleri

http://www.fast-load.net//index.php?pid=5f3b749870cb318ae6a852c98f10ab0c
http://www.fast-load.net//index.php?pid=b83a0ec32edbbf244ba8acef61dd0643
http://www.fast-load.net//index.php?pid=c6bc7c3b06d356c9e4fc5eb147763f4b
http://www.fast-load.net//index.php?pid=19cfeaa31595f3dd648bec61c45fdb40
http://www.fast-load.net//index.php?pid=1bac2aec10f0ddcb6d321bc06ffa8864
http://www.fast-load.net//index.php?pid=9dd566ae742f47cae4e669a8ed563770
http://www.fast-load.net//index.php?pid=20f6e05ebcfdf8217da3f7a456ae86cd
http://www.fast-load.net//index.php?pid=0265e66f3cc50c1987dc368c6ea133ea


6.Türkçe Olimpiyatı Resimleri İçin;

Arrow http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/1038/1
Arrow
http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/1012/1
Arrow
http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/1059/
Arrow
http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/1050/1
Arrow
http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/1065/1
Arrow
http://fotogaleri.samanyoluhaber.com/galeri/1033/1

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali müzikleri :



6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Halk Oyunları :
http://rapidshare.com/files/119657129/Halk_Oyunlari.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Walaa Tarık Muhammed Nour - Sudan :
http://rapidshare.com/files/119655364/Walaa_Tarik_Muhammed_Nour_-_Sudan.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Olimpiyat Korosu :
http://rapidshare.com/files/119654184/Moldova_Halk_Oyunlari.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Biz Dünya Çoçuklarıyız :
http://rapidshare.com/files/119656312/Biz_Duenya_cocuklariyiz.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Samuel - Allah Yar - Kenya :
http://rapidshare.com/files/119654876/Samuel_-_Allah_Yar_-_Kenya.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Senagal :
http://rapidshare.com/files/119655092/Senagal.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Sakarya Türküsü - Moğolistan :
http://rapidshare.com/files/119654652/Sakarya_Tuerkuesue_-_Mogolistan.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda - Ükrayna :
http://rapidshare.com/files/119656531/Beraber_Yuerueduek_Biz_Bu_Yollarda__-_uekrayna.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Ben Siyah Bir Gülüm - Mozambik :
http://rapidshare.com/files/119655770/Ben_Siyah_Bir_Gueluem_-_Mozambik.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Endonezya Mehter Takımı :
http://rapidshare.com/files/119656707/Endonezya_Mehter_Takimi.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Hüseyin Ardal Salih - Altın Hızma - Irak :
http://rapidshare.com/files/119653590/Hueseyin_Ardal_Salih_-_Altin_Hizma_-_Irak.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Irak Halk Oyunları :
http://rapidshare.com/files/119653727/Irak_Halk_Oyunlari.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Maliny Chea - Çile Bülbülüm Çile - Kamboçya :
http://rapidshare.com/files/119653934/Maliny_Chea_-_Cile_Buelbueluem_Cile_-_Kambo_ya.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Moldova Halk Oyunları :
http://rapidshare.com/files/119654184/Moldova_Halk_Oyunlari.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Suman Kurbanova - Aldım Başımı Gidiyorum - Tacikistan :
http://rapidshare.com/files/119655541/Suman_Kurbanova_-_Aldim_Bamimi_Gidiyorum_-_Tacikistan.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Abadan Halmedova - Dön Gel Birtanem - Türkmenistan :
http://rapidshare.com/files/119656108/Abadan_Halmedova_-_Don_Gel_Birtanem_-_Tuerkmenistan.mp3

6.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Finali Hatice Alizade - Ben Seni Sevdiğimi - Azerbaycan :
http://rapidshare.com/files/119653397/Hatice_Alizade_-_Ben_Seni_Sevdigimi_-_Azerbaycan.mp3




KAYNAK: http://www.samanyolufanlari.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&p=41400#41400

Yorumsuz Geçme

Aşkın Dili Kuş Dili Gibidir, Ona Süleyman Gerek.

ask2_0.preview

Aşkın Dili Kuş Dili Gibidir, Ona Süleyman Gerek.

 

Aşkın Sabrı Sonsuzluktur, Ona Yus'uf Gerek.

 

Aşkın Esintisi Tufan Gibidir, Ona İsrafil Gerek.

 

Aşkın Yolu Dağ, Kır Ve Çöldür, Ona Kerem, Ferhat ve Mecnun gerek.

 

Bendeki Aşkın Tarifi Yok Sevgili, Onu Anlatabilmek İçin Yaşamak Ve Yaşatmak Gerek.
.......alıntı.....
Yorumsuz Geçme

EYVALLAH'ın Anlamını Biliyor Musunuz..?

 EYVALLAH'ın Anlamını Biliyor Musunuz..?

http://img1.blogcu.com/images/a/g/y/agyar/hattattyu7.jpg

Eyvallah’ın manasını gerçek anlamıyla düşündünüz mü? Tasavvufî kültürün en latif tabirlerinden biri olan ‘eyvallah’, çoğu kimseler tarafından yerli yersiz, gelişigüzel kullanılmasına rağmen yine de işitildiğinde veya söylenildiğinde ruhlara serinlik ve rahatlama bahşeden tılsımlı bir söz. Mânevî terbiyeyi insanî hayatta nakış nakış işleyen ve inceleyen tasavvuf, bu hassasiyeti konuşma üslûbunda da göstermiştir.
Eyvallah, üç ayrı kelimeden oluşan Arapça bir cümle. ‘Ey’ veya ‘-iy’, ‘evet, tabii’ gibi anlamlara gelir.
Bilhassa vav’la beraber kullanıldığında dilimizdeki ifadesiyle ‘aynen öyle, tastamam’ gibi manaları içine almaktadır.
‘Tamam, peki’ manasına pratik Arapça’da halihazırda ‘eyva’ şeklinde söylenişine halkımız aşinadır.
Bazen ayvaa olarak müstehzi bir edayla fevkalade kötü taklitlerini de duyduğumuz bu kelam esasında Allah lafzı düşünülerek bizdeki eyvallah’ın Araplardaki söyleme tarzıdır.
“Ve” harfine gelince. Sadece gramer açısından incelendiğinde en az on iki ayrı işlevi olan bu harfi, kültürel boyutuyla ciltlerle kitapla ifade etmek mümkün.
Bu tabirde geçen “vav” için çeşitli fikirler öne sürülmüş. Bazıları cevabı kuvvetlendirmek için, bazıları da yemin manası için kullanıldığını öne sürmüşlerse de maiyyet yani beraberlik bildirmek için kullanıldığı fikri ağır basmıştır.
İkinci kelime olan “Allah” ki daha çok lafzatullah şeklinde ifade edilir. Cenab-ı Hakk’ın yüzlerce ismi olmasına rağmen Allah ismi gibisi yoktur. Çünkü ‘Zât-ı Ehadiyyet’in kendisini tesmiye ettiği isimdir.
Öyle bir zat ismi ki, semavî kitapta beyan edilen bu isim etimolojik olarak bile incelense, eşi benzeri olamayan bir kelime olarak kalmayıp, ayrıca ikiliği ve çoğulluğu kabul etmeyen bir yapıya sahiptir.

Sadece içinde geçen lafzatullah bile eyvallah’ın alelade kullanılmamasına yeter bir sebeptir.
Belki de gündelik Arapçada eyvaa olarak ifade edilmesi bundan kaynaklanıyordur. “Eyvallah”ın yukarıda geçen manasıyla beraber tasavvuftaki ıstılâhî sahasını mülahaza edersek bu gerçek daha bariz bir hal alacaktır. ‘Hakla kabul ettik, haktandır’ manasını ihtiva ettiğinden eyvallah, sufîyyede hemen hemen her halde zikredilir, bir virddir adeta. “

Her tecelli eden, mademki Cenab-ı Hakk’ın takdiri ve muradıyladır, o halde hakla kabul ettik, eyvallah.

Şu anda anlayabildiğime, yahut sonra idrak edeceğim irfana şimdiden eyvallah.

Güzel-çirkin diye tavsif ettiğimiz velakin hepsinde gizli ve aşikar olan hikmete gördüğüm görmediğim esrar-ı ilahiyeye eyvallah.”

“Eyvallah”ın ruhuna nüfuz edebilirsek içinde samimi bir tasdik havası barındığını fark edebiliriz. Samimi, içten kabulleniş ancak muhabbetle olur. Zaten din de bu muhabbetin tesiri içindir. Öteki türlü, inanç sistemini sadece bir dizi ameller olarak algılamak ki menzile yani o rızaya asla ulaştıramaz. İkilik de burada başlar, bu muhabbet olmazsa her muhatap kalınan emrinde o bir sen olmuş olur ki, kişi bu durumda ibadet ederken ikilikten kurtulamaz. Halbuki muhabbetle teslimiyet gerçek birliği sağlar.
Eyvallah böyle bir halin nişanesidir. Bu mefhum ile alakalı Kitap’tan ve sünnetten pek çok örnek vardır.
Mesela Bakara Sûresi’nde anlatılan Hz. Mûsâ (as)’nın kıssasında; Hz. Mûsâ (as) kavmine ‘Allah’ın bir inek kes’ emri verdiğini söylediğinde onlar, “Sen bizimle alay mı ediyorsun” diye karşılık verirler. Mûsâ (as)’nın işin ciddi olduğunu belirtmesi de ikna olmalarına yetmez. “Bu ineği bize anlat, rengi nedir, neye benziyor, şöyle mi böyle mi?” gibi sorularla işi yapmamak için kırk dereden su getirirler.

Maide Sûresi’ndeki kıssaya göre ise önce Allah’tan doymak için rızk isterler, kendileri kudret helvası ve bıldırcın eti ile nimetlendirilmeleri ve bu mucize karşısında sayısız hamd ü sena edip Hak Teala’ya şükredecekleri yerde, ‘bu sofrada soğan, sarmısak yok’ diyerek onda bile kusur bulurlar.
Anlaşılan ne emirlere karşı ne de nimetlere karşı eyvallah diyerek bir teslimiyet göstermezler. Zaten bu gibi hususlarda çok fazla itiraz etmelerinden dolayı Cenab-ı Hakk’ın Yahudi şeriatını çok ağır kıldığını söylemişlerdir. Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadis-i şeriflerde geçen bu ve benzeri misaller tecellileri eyvallah ile kabullenemeyişin Mevlâ’sı ile kulu arasındaki muhabbet bağını nasıl kopma noktasına getirdiğini ibretle göstermektedir.

Dinî kaynaklarda ve kültürümüzde ahlâkî güzellikte numune teşkil edebilecek âbidevî şahsiyetlerin hep eyvallah’ın o tasdiki ruhuna ermeleriyle bu derecelere nail olduklarına işaret vardır. İnsan birçok musibete ‘ben’ belasından, çekişmekten dolayı uğramaz mı?
Başka bir ifadeyle inayet-i Hak’la, halkla yaşamayı kendisine şiar edinerek eyvallah’ı vird edinen kolay kolay gaflete, hırsa, kavgaya düşer mi? Adım adım benlikten kurtulmaya basamak olan eyvallah, hak suretinde bâtılın ayrılmasına vesile olduğu gibi, haktan ve hak ilminden ayrı düşmeye de lâzım bir virddir. “Kişi böylesi bir hakikat rehberine erişirse, eyvallah’a iyi tutunmalı der” sofiler.

Hz. Mûsâ (as)’nın Hızır ile olan arkadaşlığı bu mevzuya pek güzel misal teşkil eder. Bir zata sormuşlar: “Her şeye eyvallah, peki gafilin gafletine de mi eyvallah?” Cevaben, “Gaflete eyvallahımız yoktur; fakat gafil bir kimse gördüğünde, ‘Bu, benim halim de olabilirdi; ama Cenâb-ı Hak şu an beni muhafaza etti.’ diye tefekkür edersin. Ve ibretle eyvallah dersin.” demiş. “Peki, yanlış olan şeyi nasıl düzelteceğiz?” diye sormuşlar. O zat devamla, “Kendi acizliğini hatırına getirerek karşısındakini ikna etmen daha kolay olur, sen kendi egonu aradan çıkarırsın, böylece sözünün tesiri olur.” diye cevaplamış.

Cenâb-ı Pir Mevlânâ Celaleddin-i Rumi (kds)’nin oğlu Sultan Veled, şahane bir beytinde bu güzellikleri özetlemiş: “Bize ne irs-ı peder, ne servet ü ne cah kalmıştır,Şuûr-ı hikmete karşı bir eyvallah kalmıştır” (Bizlere babamızdan maddi bir miras, büyük bir servet ve makam kalmadı. Bizlere kalan (bunlardan çok daha kıymetli, bizleri evvelkilerin mevkiine erdiren) Hakk’ın hikmet tecellilerini eyvallahla karşılama hali kalmıştır.)

Mevlam! Sen'den gelene, gelmeyene; ne şekilde belirlemişsen kaderime, bu oyundaki biçtiğin rolüme , yürekten kocaman bir EYVALLAH

Yorumsuz Geçme

İki Kayserili'nin Konuşması:):) Çok Komik

OTOBUS DURAĞINDA İKİ KADIN 

-Vooooo… Fadimânım nirden çıktın gıı. Gözümorunuyon sandım, ipiyden belli gorünmüyon da…

-Norüyüm anam, meşakkatten gozümüzü açamaz olduk, oğlan uşak derdi bir yandan, hastalık bir yandan, ölüp ölüp, diriliyok.

-He gıı, ben diyeceedim de itiyat ittim. Onii betin benzin uğraya dönmüş, sanki meftâ yüzü vurunmussun.

-Valla hiç dadım yok, şu sıcakta bile üstüme elentiler geliyo.

-Hayrola niyin var gıı, nireni beğenmiyon

-Bilmem gadasını aldığım, bazı göğsümün altına bir ağrı giriyo ALLAH canımı alıyo.

-Booo! Gorüyonnu gııı, yil nii giriyo olmasın, peki ne şekil ağrıyo.

-Aman fitnatanım sen de bi âlemsin,ağrının ne şekili mi olur? dölecik ağrıyo.

-Peki ağrı girinci nası oluyon?

-O zaman gozümün uğru karakıyo, yüreem garışıyo, başım fenikiyo..

-Vooo Fadimanım gusura kalma da sen de iymal mısın nii? Böyle hastalıklar iyi dimez adama, allıyitmiye vık diyi giden, en iyisi sen bi doktura gorün.

-Kolesi olduğum iyi diyon da dokdullar sanki çok mu iyi biliyo, en anılmış dokturlara goründüm gine bilemedi. Boyuna soru soruyo, "borüme şiş sokuluyo gibi oluyo" diyom doktor pel pel bakıyo, ben "can evim sızlıyo " diyom ööle gulüyo, "yaannımın koşesi ağrıyo" diyom senin yaannın koşelimi diye beniminen eğleniyo, duyuyonmu gardaşım. Öğle kotü devire kaldık ki allıytmiye ne yisek tokanıyo. Sufra da önüme ne konsa uşaklar önümden gapışıyo.. Niymiş "çok yirsem tokanırımış"

-İyide ağzını sevdiğim, bu yaştan sona az yimek lâzım yoosa tokanabilir.

-Ne tokanacak anam masuz idiyollar, niymiş, ben de gizli şeker varımış da ekmek bile tokhanırımış, yalana bak yalana.Hadi o niyse, bacceden taze büber yolup getiriyok onda da şeker var diyo elimden gapıyollar, sanki bebe gandırıyollar acı biber dede mi şeker olurumuş.

-He gıı bizimkiler de duzda bile şeker var diyollar, ne gunnere galdık ALLAH sonumuzu hayır getire.

-Anam bunun hayırı şeri mi olur? Doğrudan doğruya yimemiz istenmiyo, yağlı yime, datlı yime, et yime, ekmek yime, ya ne yiyeceek, gavulluklarından herşiyi gısıyollar, bu gader de gısnıklık olmazcki anam, haksızmıyım.

-Peki bu işe doktullar ne diyo?

-Onların da ciğerine ingiler insin. Oğretlemiş gibi bebelerinen ağız billiği yapıyollar,

-Gardaşım iyi diyon da belki de çocuklar haklı, bu yaştan sonra az yimek lâzım yoğsa gâlp, tansiyon, damar tıkanıklığı, adamı alır sokar alimALLAH, gendimize mukaat olmazsak elayağa galır perişan oluruk. Bence sen de gendine mukaat ol, düşersen kimse yüzüne bakmaz.

-Aman ALLAH elaya gomasın da canımı alsın daha iyi.

-Amin anam Amin eskilerin dediği gibi iki gün yatak üçüncü gün toprak. Sen ona bak… ALLAH imandan ayırmıya.

_Ciğer gardaşım görülmedik söylüyon da yiyecekleri benim uğrumdan gapmaları yiğin ağırıma gidiyo…Halbu ki biz onlara yimedik yidirdik, giymedik giydirdik şinci onların şu ittiklerine bak.O kadar emeklerden sonra adımız bişi bilmeze çıkıyo, sanki bebelere her şiyi biz belletmedik gibi bizi hiç masimiyollar, sanki gonuşmasını biz öğretmedik gibi ağzımızı mezeliyollar. Bide en çok ağrıma giden şu saçını süpürge yaptığın herifin bebelerinen bir olup gelinin, gızın yanında beni cinnetmeleri. .

Torunların ağzına yil viriyo, beni manı manı oynadıyollar. Bazen ALLAH canımı alsa da kurtussam diyom.

-Aman Fadimanım ağzından yil alsın o nası sözümüş.? Ölüyüm mülüyüm dime vALLAHa gırkın bile çıkmadan herifin evlenir gakar haberin olsun…

-Biliyom anam biliyom bizim adama galsa şimdiden bişi bulacakya torunlardan iytiyat idiyo..

Bu gadar sevginin, saygının, emeğin, fedakarlıkları n garşılığı bumu olmalı sence Fadimanım?.

-Çok doğru söylüyosun Fitnat hanım. Uğrun da ömrümüzü virdiklerimizin bizlere daha saygılı olmaları gerekmez mi? Halbu ki biz onları ne haalinen bu yaşlara getirdik, onlara gösterdiğimiz şefkâti, merhâmeti ve ana sevgisini hiçbir sevgi de bulamazlar hele hele Anaların fedakârlığı tüm fedakârlıkların üstünde gelir, bunu galın gafaları almıyo.Ciğellerine fitil işlesin diyom,gine de gıyamıyom. Onların bebeleri de onlara itsin daha ne diyim…

-Sus anam aşam aşam betdaa itme…

- İyiya yürem gakıyo gı.

-Anam sen gine de velâhâvli di.

Abooooov bizim mâlenin arabası geliyo, gâri bana müsaade
amma çekilmen beklerik ha,hadi geline, gıza selam söle, uyuz olun gelin haaa….hiç gelmiyosunuz kele….

Eğsikli, canımız,ceramız çekiliyo yosa istemez miyik, hadiki gine arabı gaçıracan

-Amandiyim bu gaçıncı araba, bunu bari gaçırmıyım hadallaasmalladık….

Yorumsuz Geçme

Ali-Veli 49-51

Ali-Veli 49-51

Veli
Çocukken arkadaşım Ali ile oynardık. Arkadaşlar, hep “Ali-Veli 49-50” derlerdi. Ali’nin dedesinin adı Ali, benimse babamın adı Veli idi. Bizim Ali, üniversiteye girmedi. Bense önce İTÜ’yü bitirdim sonra da Almanya’ya geldim. Elektrik mühendisiyim. Burada önemli projelere imza attım. Güya annem bana “Oku oğlum, okumayana kız vermezler” diyordu. Mahallemizde taliplisi çok olan Ö. Hanım, bizim Ali ile evlendi. Elektrik çarpmış gibi oldum. Bu yaşıma geldim, yeni evlendim? Ne yapsam, ben de oğlumu okutmasam mı?

Dr. Can 

Allah’ın Veli kulu, sevgili mızıkacılar diyarındaki “gurbet damadı…”

Evet! Ali Bey Ö. Hanım’la evlenmiş ama sen de bu arada HASRET, HİCRET, GURBET isimli 3 muhterem hanımla yaşamışsın. İlim ve irfan yolunda başarılı bir erkeğin arkasında “bir eş” olurken senin 3 eşin olmuş.

Ö. Hanım’ın kızı 30 yaşına gelmişken sen, onun kızından 2 yaş küçük A. yengemizle evlenmiş üstelik onu Hz. Meryem’in yanında Zeynep bint-i Cahş’la da (ra) tanıştırmışsın.

Hani ülkemizde çocuğun babası vefat eder de, onun mirasıyla bir Topkapı-Eyüp minibüsü alıp, arkasına “Babam sağ olsun” yazdırır ya; sen de Müslüman olduktan sonra “ön ad” olarak verip “ZEYNEP-A.” diyerek aslında anneciğinin haklılığını da kabul etmiş oluyorsun. Yani okumayana kız verirler belki ama, okuyana hem de AB’ye girmiş bir hanım kız verirler.

Hayat bilgisi ve gerçek “hayat” dersleri

1) Bazen okullarda gördüğümüz “hayat bilgisi” dersleri ile gerçek hayattaki yaşam dersleri birbirine uymayabilir. Çünkü okulda bizi “hayata” değil “sınava” hazırlıyorlar.

2) Sınavlar önceden haber veriliyor, hangi konulardan olacağı belirleniyor, anlatılmayan konulardan sınav yapılmıyor ve tek doğru cevabı olan sorular soruluyor, sonunda da aldığımız not yüzümüze objektif bir değerlendirme sonucu okunuyor. Hayatta karşımıza çıkan sınavlar öyle mi ya?

3) Okul hayatımızda önce dersi görür sonra sınava alınırız. Halbuki hayat okulunda önce sınava çekilir sonra dersimizi alır otururuz aşağı!

4) Okul hayatında başarısız olunca SINIFTA KALIRIZ; ama hayat okulunda “BİR ALT SINIFA” düşeriz…

Özlemlerimiz bitmez ki

Yani sevgili Veli insan. İster Ali Bey gibi hayat okulundaki sınavlarla, ister Veli Bey gibi okul hayatındaki sınavlarla boğuşalım, ister Ö. Hanım’la evlenelim, isterse Ö.’nün özlemiyle yaşayalım.

Sonuçta;
YAŞADIĞIMIZ HAYAT
ÖZLEMİNİ ÇEKTİĞİMİZ HAYAT MI?
YAŞADIĞIMIZ HAYAT
RAZI OLDUĞUMUZ
HAYAT MI?
YAŞADIĞIMIZ HAYAT MECBUR OLDUĞUMUZ HAYAT MI?
YAŞADIĞIMIZ HAYAT MUTLU OLDUĞUMUZ HAYAT MI?
YAŞADIĞIMIZ HAYAT BİZİ;
YAŞADIĞIMIZ HAYATTA MUTLU EDECEK Mİ?

Özellikle son soruya EVET cevabı verebiliyorsan;
Sevgili Veli;
Ö.’yü bırak, Zeyneb’e (eşine) bak…
Gurbeti ışıklandırdığın gibi.
Aydınlık cennetlerde, Zeynep’le mutlu olmaya bak.

Yorumsuz Geçme

İskender Büyük'ün Okuduğu Gazete..

KURTLAR VADİSİ'NDE TODAY'S ZAMAN OKUNUYOR

İskender Büyük'ün okuduğu gazete
İskender Büyük ile Mehmet Hüsnü Özyeğin'i buluşturan ortak nokta nedir derseniz...

İskender Büyük, Kurtlar Vadisi Pusu'nun en önemli karakterlerinden biri, Mehmet Hüsnü Özyeğin ise dünyanın en zenginler listesinde yer alan işadamlarımızdan biri. Bu ikiliyi biraraya getiren özellik nedir sizce?

Evet ikisi de Today's Zaman okuyorlar.

 iskender-buyuk-3

 iskender-buyuk-2

Yorumsuz Geçme

Dertsiz Dua Soğuktur..

dertsiz dua
Yorumsuz Geçme

Cumhuriyet'in Gülen'e son iftirası !

CUMHURİYET'TEN BİR YALAN KLASİĞİ DAHA

Cumhuriyet'in Gülen'e son iftirası !
Fethullah Gülen'le ilgili olarak yazdığı haberler mahkeme kararlarıyla yalanlanan Cumhuriyet gazetesi, taktik değiştirdi.

Gazete bu kez bazı bilgileri çarpıtarak haberleştirip Gülen'i kamuoyu önünde suçlu gibi göstermeye çalışıyor.

Çarpıtma ve yalan bilgilerden oluşan haberin kimi gazeteciler tarafından alınıp yorumlanması üzerine Gülen'in avukatı Orhan Erdemli, bir açıklama yaptı. Gülen'in 1982 yılında emekli olduğunu, sigortalı olması sebebiyle devlete fazladan primi ödediğini belirten avukat Erdemli, , "Müvekkilim kendisine haksız çıkar sağlamamıştır. Emekli olduktan sonra redaktörlük işini sürdüren Sayın Gülen sigortalı yapılmamış olsaydı bu sefer de vergi kaçırıyor denilecekti." yorumunu yaptı. Sosyal güvenlik uzmanlarına göre Gülen ile ilgili işlemler 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre yapılmış. Ortada yasa dışı bir durum söz konusu değil. Cumhuriyetin yalanı üzerine yorum yapan bazı yazarlar da, Nil A.Ş'nin hizmet alanından biri olan 'ajanda ve defter üretimine' vurgu yaparak kuşku uyandırmaya çalışıyor. Oysa Nil A.Ş bir yayınevi. Gülen'in kitaplarının büyük bir kısmı da, bu yayınevi tarafından basıldı. Yapılan yorumlarda bu gerçek gözardı edildi.

22 Mayıs 2008'de Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan habere Fethullah Gülen'in avukatı itiraz etti. Gazetenin Gülen'le ilgili 'haksız ve kuşku uyandırıcı iddialara yer verdiğine' dikkat çeken avukat Orhan Erdemli şöyle dedi: ''Müvekkilim muhterem Gülen, redaktör olarak çalıştığı dönemde yasal düzenleme ve hizmet akdinin gereğini aksatmadan yerine getirmiştir. Bu durum denetim tutanaklarında açık bir şekilde yer almaktadır. Diğer yandan, emekli olan Sayı